Yeni Global İç Denetim Standartlarında çevik yöntemlere ilişkin ne var diye baktığımda; “İç Denetim Hizmetlerinin Yürütülmesi“ne ilişkin beşinci bölümünün açıklama kısmında; iç denetim standartlarında denetim görev adımları “sıralı” bir şekilde ifade edilse de, bu adımlarının her zaman “kesin”, “doğrusal” ve “birbirini izleyen” şekilde olmadığı ve adımların göreve göre değişebileceği, “yinelemeli” ve “birbirinin içine geçecek şekilde” yürütülebileceği ifade edilmiştir. Örnek olarak da denetim görevi planlamasının, bilgilerin toplanması ve risklerin değerlendirilmesini kapsadığını, bunun denetim görevi sürecinde devam edebileceği (görev planlamasının/risk değerlendirmesinin denetim görevinin başında yapılıp biten bir adım değil denetim süresince devam edebilecek bir adım olabileceği) belirtilmektedir.
Buna göre yeni standartlarda, denetim adımları, mevcut geleneksel denetim yöntemlerinde uygulanan şelale (waterfall) yöntemine göre, yani sıralı/doğrusal olarak (planlama, saha çalışması, gözden geçirme, raporlama) anlatılsa bile, çevik (agile) metodolojilerin (yinelemeli, iterative) uygulanabileceği/olabileceği ifade edilmektedir.
Yeni Standartlarda ifade edilen bu esasların, çevik metodolojileri uygulamak isteyen iç denetim departmanlarına zemin sağlamak açısından önemli bir değişim olduğu düşüncesindeyim. Standartların risk değerlendirme ve denetim planlaması gibi başka kısımlarında da çevik yöntemlerde kullanılan yaklaşımların (sürekli risk değerlendirmesi ve dinamik planlama) ifade edildiği görülüyor.
İç denetim danışmanlığı yaptığım firmalarda, değer katan çevik denetim metodolojilerini uygulamaya, yerleştirmeye çalışıyorum. Farklı kurumlarda, bu yöntemleri uygulanmasındaki zorlukları, kolaylıkları görme şansım oluyor. Günümüzün hızla değişen ve karmaşık riskleri karşısında, iç denetim departmanlarının bulundukları kurumlara arzulanan seviyede değer katabilmeleri için; değer odaklı, esnek, yakın iletişim ve iş birliğine dayalı çevik yöntemleri uygulamasının çok faydalı olacağı kanaatindeyim.
Yalnız, çevik denetime dönüşümde; sürecin doğru yönetilmesi, yöntemlerin doğru uygulanması ve her şeyden önemlisi kişilerin (denetçiler ve denetimin paydaşları) zihinsel (mindset) değişiminin sağlanmasının ne kadar kritik olduğunu net olarak görülüyor. Aksi halde, yine sonuçlardan ziyade yöntemlere takılacak, bu sefer de rijit olarak uygulanan çevik yöntemler nedeniyle arzulanan değer katma hedefimizi kaçırabileceğimiz düşüncesindeyim.
İç denetim süreçlerinde çevik dönüşümü sağlamaya çalışan ya da bunu planlayan meslektaşlarımla karşılıklı tecrübe paylaşımı ve destek sağlamak açısından her zaman yakın iletişim içerisinde olmaktan memnun olurum.
İyi çalışmalar,

